6 Eylül 2024
Idioms About SECRETS

Sırlar... 👀 Herkesin küçük bir sırrı vardır, değil mi? 🤫 Peki, sırlarınızı saklarken ya da başkalarının sırlarını öğrenirken kullanabileceğiniz bazı harika deyimleri biliyor musunuz? Birinin sırrını açığa çıkarmaktan kaçınmak için “dilinizi ısırabilir 🤐” ya da duyduğunuz bir dedikoduyu “baklayı ağzınızdan kaçırarak” paylaşabilirsiniz. Bu yazıda, sırlarla dolu dünyada işinize yarayacak en eğlenceli deyimlerle tanışacaksınız. Hazırsanız, sır perdesini aralamaya başlayalım! 🗝️
/ / / / / / / /
Idioms about Secrets

my lips are sealed - Ağzım sıkı; kimseye söylemem
to dish the dirt - Dedikodu yapmak; birinin arkasından konuşmak
to keep something under your hat - Bir şeyi gizli tutmak; sır olarak saklamak
to sweep something under the carpet/rug - Bir şeyi halının altına süpürmek; bir şeyi görmezden gelmek
on the sly - Gizlice; sinsice
to cover your tracks - İzlerini örtmek; iz bırakmamak

a little bird told me - Bir küçük kuş söyledi; kulağıma geldi
to spill the beans - Baklayı ağzından kaçırmak; sırrı açıklamak
to be a fly on the wall - Duvarın dibinde bir sinek olmak; olup biteni sessizce izlemek
to bite your tongue - Dilini tutmak; konuşmamak
Örnek Cümleler
-
**Don't worry, my lips are sealed.
**Merak etme, ağzım sıkı. -
**They love to dish the dirt about their coworkers during lunch.
**Öğle yemeğinde iş arkadaşları hakkında dedikodu yapmayı seviyorlar. -
**He asked me to keep the news under my hat until the official announcement.
**Resmi açıklama yapılana kadar haberi gizli tutmamı istedi. -
**The company tried to sweep the scandal under the carpet.
**Şirket, skandalı halının altına süpürmeye çalıştı. -
**They met on the sly to discuss the secret project.
**Gizli projeyi tartışmak için sinsice buluştular. -
**A little bird told me that you're getting a promotion.
**Küçük bir kuş, terfi alacağınızı söyledi. -
**Someone spilled the beans about the surprise party.
**Biri sürpriz partiyle ilgili baklayı ağzından kaçırdı. -
**I wish I could be a fly on the wall during that meeting.
**Keşke o toplantıda olup biteni izleyebilecek bir sinek olsaydım. -
**He tried to cover his tracks, but the evidence was too strong.
**İzlerini örtmeye çalıştı, ama kanıtlar çok güçlüydü. -
**I wanted to argue, but I bit my tongue.
**Tartışmak istedim, ama dilimi tuttum.