← Blog'a Dön

9 Ekim 2024

Collocations with Make

Collocations with Make

İngilizce'de sıkça kullanılan fiillerden biri olan "make", birçok farklı kelimeyle bir araya gelerek anlamını zenginleştirir ve dilin doğal akışını sağlar. Bu tür kelime gruplarına "collocations" yani eşdizimler denir ve dilini geliştirmek istiyorsan önemli bir öğrenme alanı. "Make a decision" (karar vermek), "make an effort" (çaba göstermek) ya da "make progress" (ilerleme kaydetmek) gibi ifadeler bunlardan sadece birkaçı. Bu yazıda "make" ile oluşan yaygın collocation'lara bakıyoruz.


Collocations with Make

  1. Make a deal: Anlaşma yapmak

  2. Make a deadline: Bir son teslim tarihine uymak

  3. Make a fool of yourself: Kendini rezil etmek

  4. Make a fortune: Büyük bir servet kazanmak

  5. Make a fuss: Yaygara koparmak, gereksiz yere sorun çıkarmak

  6. Make a mess: Dağınıklık yaratmak

  7. Make a mistake: Hata yapmak

  8. Make a point: Bir noktayı vurgulamak, önemini belirtmek

  9. Make a promise: Söz vermek

  10. Make friends: Arkadaş edinmek

  11. Make fun: Dalga geçmek, eğlenmek

  12. Make do: Mevcut olanla yetinmek, idare etmek

  13. Make a living: Geçimini sağlamak

  14. Make yourself heard/known/understood: Kendini duyurmak/tanıtmak/anlatmak

  15. Make sense: Mantıklı olmak

  16. Make someone’s day: Birini mutlu etmek

  17. Make time: Bir şey için zaman yaratmak

  18. Make believe: gerçek olmayan şeyleri taklit etmek veya hayal etmek

  19. Make or break: ya hep ya hiç

  20. Makes two of us: Aynı durumu paylaşmak, aynı fikirde olmak

Örnek Cümleler
  1. They made a deal to sell the company.
    Şirketi satmak için bir anlaşma yaptılar.

  2. I managed to make the deadline despite the challenges.
    Zorluklara rağmen son teslim tarihine uymayı başardım.

  3. Don’t make a fool of yourself at the party tonight!
    Bu gece partide kendini rezil etme!

  4. He made a fortune investing in real estate.
    Emlak yatırımı yaparak büyük bir servet kazandı.

  5. Stop making a fuss over nothing!
    Hiçbir şey yokken yaygara koparmayı bırak!

  6. The kids made a mess in the living room after playing.
    Çocuklar oynadıktan sonra oturma odasında dağınıklık yarattılar.

  7. I made a mistake by not reading the instructions carefully.
    Talimatları dikkatlice okumadığım için bir hata yaptım.

  8. She made a good point during the meeting.
    Toplantı sırasında iyi bir noktaya değindi.

  9. I made a promise to help her move next week.
    Ona önümüzdeki hafta taşınmasına yardım edeceğime söz verdim.

  10. It’s easy to make friends when you’re friendly.
    Arkadaş canlısı olduğunuzda arkadaş edinmek kolaydır.

  11. They love to make fun of each other during the holidays.
    Tatillerde birbirleriyle dalga geçmeyi çok severler.

  12. We’ll have to make do with what we have for now.
    Şimdilik elimizde olanla yetinmek zorundayız.

  13. He makes a living by working as a freelance designer.
    Serbest çalışan bir tasarımcı olarak geçimini sağlıyor.

  14. In a crowded room, it can be hard to make yourself heard.
    Kalabalık bir odada kendinizi duyurmak zor olabilir.

  15. What you’re saying doesn’t make sense to me.
    Söylediklerin bana mantıklı gelmiyor.

  16. The surprise gift really made her day.
    Sürpriz hediye gerçekten gününü güzelleştirdi.

  17. You need to make time for your hobbies.
    Hobilerinize zaman ayırmanız gerekiyor.

  18. The kids love to make believe they are superheroes.
    Çocuklar, süper kahraman olduklarını hayal etmeyi çok seviyorlar.

  19. This decision could make or break the entire project.
    Bu karar tüm projeyi ya başarır ya da mahveder.